BÜROKRASİNİN DEMOKRASİYE ETKİLERİ! - Tamgun.netTamgun.net

11 Ekim 2021 - 18:27

BÜROKRASİNİN DEMOKRASİYE ETKİLERİ!

BÜROKRASİNİN DEMOKRASİYE ETKİLERİ!
Son Güncelleme :

20 Ağustos 2019 - 20:30

1.901 views

BÜROKRASİNİN DEMOKRASİYE ETKİLERİ!

Günlük yaşantımızda hemen hemen hepimizin şikayetçi olduğu bürokrasinin neden bu hallerde olduğunu anlamak için biraz geriye Osmanlı dönemine dönüp bakalım. Bu arada bir parantez açmakta yarar var: Bu makalede bahsettiğimiz görevini layığı ile yapan dürüst bürokratlar değil, tam aksine tarihten gelen kötü alışkanlıklarla bürokratik sisteme dolayısiyle demokrasiye zarar veren o yaramaz bürokratlardır biline….

Osmanlı’dan günümüz Türkiyesine miras kalan devlet geleneği olan bürokrasi; hükümetlerin ve yönetim şeklinin değişmesine rağmen zihniyet olarak halen kendini  korumaktadır.Osmanlı Devleti, teokratik yönetim biçimine sahipti ve sultan aynı zamanda halifelik makamına sahipti.Divan kurumu olarak karşımıza çıkan günümüzün bakanlar kurulu toplantısında savaş ve barışa karar verilir, halk refahı ve huzuru için alınması gereken tedbirlere karar verilir ve uygulanırdı. Divanı oluşturan azalardan –sultandışında – en mühimi başbakana denk sayılabilecek sadrazamdı. Tamamiylesultanın insiyatifine bağlı olarak atanır, gerektiğinde yine sultan tarafından azledilirdi. Sultandan sonraki en yetkili kişi olmasına karşın hep risk altında görev ve yetkilerini kullanma durumundaydı.

Payitaht’da durum böyleyken, 18. Yüzyıldan itibaren ile özellikle Anadolu’da o zamanın üst düzey bürokratları diledikleri gibi at koşturabilme imkanına sahip olmaya ve her türlü yönetim şeklinin altına kolaylıkla uyum sağlayan garip ve kimin keşfettiği bilinmeyenbu BÜROKRASİ denen yapıyı yaymaya başlamıştı. Bu kısa zamanda ahtapot gibi memleketi içten içe kavrayan yapıdan , büyük toprak sahipleri, köy ağaları, aşiret liderleri oldukça çekinir, uzlaşmak ve anlaşmak için her yolu denerlerdi. Maalesef bu uzlaşma çoğu zaman rüşvetle sonuçlanırdı.Belkide rüşvetin ebeveynlerinden biri bürokrasi olmuştur. İşin en garip tarafı bürokratlar maaşlarını devletten alsalarda devletin işleyişini yavaşlatmak için her türlü yolu deneyip çözümü de sanki kendileri icat ediyormuş gibi ücretini devletin vatandaşından tahsil etmeyi normal hale getirmeye başlamışlardı. Osmanlı görevini kötüye kullanıp idam dahil çeşitli cezalara çarpılmış bürokrat hikayeleri ile doludur. Tabi ceza alıp görevinden alınanların yerine gelen yeni bürokratların ibretlik yaşamlarınıda bu hikayelerin devamı olarak okumak gerekir.

Cumhuriyete geçiş ile birlikte roller değişmeye başladı. Üst düzey yerel bürokratlar, yerel ileri gelenler tarafından kolaylıkla siyaset aracılığıyla yer değiştirme veya azledilme durumuna düşme tehlikesindeydi. Bu durumun tek istisnası Mustafa Kemal Atatürk’ ünvefatına kadar, belkide yeni rejime henüz adapte olmadıklarından, bürokratlar devlet ve millet içinde itibar ve saygısını hep korumuştur. Atatürk sonrası konu ettiğimiz bürokrasi kendine uygun ortamı bulmuştu, istikrarsız hükümetler, koalisyonlar, ekonomik krizler, askeri darbeler, işsizlik…

Bu süreçlerde iktidara gelen her parti, kendi adamlarını üst düzey bürokratik kadrolara atayacaktı. Bürokrasi, önemsizleşmeye terkedilmiş, siyasetin rahatlıkla karışabildiği bir alan olmuştu. Liyakat sistemi terkedildi desek yanlış olmaz. Görevi en iyi yapacak insana vermek yerine, tanıdığa verme geleneği artık yerleşmişti. Hele ki koalisyon dönemlerinde durum öyle hal aldı ki başa geçen her parti memur kadrolarında yer değişikliğine gidiyordu. Üç yıl aynı yerinde sabit duran bir memura rastlamak nadirdi. Buna karşında bir zamanlar 3 ayda bir değişen hükümetler döneminde işini uydurup 30 sene aynı makamda kalıp memurluktan müdürlüğe kadar yükselen acaip istikrarlı bürokratlar da yok değildi.

Liyakat sistemini teoride benimsememize rağmen, uygulamada tam tersi işlev yürüttüğümüz aşikar. Ülke sorunlarına bulunan çözümler ne yazık ki sabit bırakılmayan bürokratlar ve onları atayan siyasi partilerce geçici olmaktan öteye geçmedi. Halk çıkarı, genel profilden cumhuriyet tarihine bakacak olursak siyasilerin çıkarlarının gerisinde kaldı. Düşünün Cumhuriyet tarihimizde kim imkan verildiğinde halkın çıkarını herşeyin üzerinde tuttuki ? Bu bir kere bizim konu ettiğimiz bürokrasinin geleneklerine aykırı.

Bazen düşünmüyor değilim, acaba bürokrasimi demokrasiyi yönetiyor yoksa demokrasi mi bürokrasiyidiye…

Gelelim yaşaadıklarımıza… Engelli bir kızım olduğundan ve kanunlarımıza göre engellilere her konuda yardımcı olunacağından ( ! ) son zamanlarda,bol miktarda bürokrasi ile muhattap oldum, mesela R.A.M. ( Engelliler için REHBERLİK ARAŞTIRMA MERKEZİ ) yatağa bağımlı evlatlarımızı ısrarla ayağına getirtmeyi çok sever, üstelik % 100 engelli raporu olan bir insanı her 6 ayda bir düzeldiğini düşleyerek ayağına çağırır, bende her sene şikayet ederim, şikayet ettiğim merci çözüm bulacağına beni şikayet ettiğim kuruma yönlendirir, onlarda mevzuatların dışına ısrarla çıkamayacaklarını söyleyip kibarca reddederler. Bu kısır döngü her sene aynen çözümsüz olarak sürer gider.

Nüfus müdürlüğündeki kimlik bürokrasiside apayrı komedi. Engelli kızıma kimlik çıkarmak isteyince, çokça kilolu, mevzuatlara bir hayli alışmış memure hanımla şu konuşma geçti aramızda :

  • İllaki buraya gelecek parmak izi alacağız.
  • İyi de hem yatağa bağımlı hem de elini çeviremiyor.
  • Siz getirin ben elini çeviririm.
  • Bende sizin elinizi çeviririm.
  • Ama gelmesi lazım, kendisine sorular soracağız.
  • Ama kendisi konuşamıyor.
  • Aaa… Olmadı ki…
  • Olmadı mı atalımmı yani ?

3 gün sonra sistemlerinde bu tür engellinin sağlık raporunu scan edip ayaklarına getirmeden kimlik vereceklerini öğrendiklerinden beni çağırıp kimliği bana verdiler. Yani devlet düşünüp sisteme koymuş, bürokrasi bilgisizliğinden yada tembelliğinden yapmıyor.

Daha çok hikayem var bürokrasi ile, zamanı geldikçe bahsederim. Ben aslında babacan bir babayım, yani kavgacı değilimdir ama bürokrasi içimdeki kabadayıyı dürtükleyip duruyor.

Babacan “baba” olur mu? Olur ya! :

 Nişanlı kızın babası damat adayını yanına almış, sıcak söyleşilerarasında akıl da vermeyi savsaklamıyor:

“Bugün senin en mutu günün evladım! Bunun kıymetini bil!”

Genç adam şaşırıyor:

“İyi ama efendim, bizim düğünümüz yarın değil mi?”

“İşte onun için ya!”

Bürokrasiyi kimler bu hale getiriyor, tabii ki gene bizler… Dışındayken bayağı sertçe eleştirip söylenirken, içimizden bürokrat olmaya hak kazananlar, o masum vatandaş kimliğinden çıkıp bir anda başka bir maske ve kılıkla içindeki şeytanı dışarı çıkartıyor. Ama sözün  kısası bürokrasi bu yüzü ile demokrasimize ve yeni sistemimize zarar veriyor.

 Bürokrasiden uzak, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

 Özkan Uluyazı

Mimar

524 Origin Time-out

524 Origin Time-out


cloudflare-nginx