DAVUT VE CALUT MESELESİ - Tamgun.netTamgun.net

5 Mart 2021 - 06:57

DAVUT VE CALUT MESELESİ

DAVUT VE CALUT MESELESİ
Son Güncelleme :

26 Mart 2018 - 20:48

1.022 views

DAVUT VE CALUT MESELESİ

Üç büyük dinin, kutsal kitaplarında üzerinde ittifak edilen mesellerden biridir Talut ve Calut’un hikayesi. Buna göre İsrailoğulları azgınlıkta ileri gidince Yüce Allah tarafından gelen bir ceza olarak Ad kavminden gelen Amalika Kavmi Calut adında bir Kral ile İsrailoğulları’na musallat olur. Onları sahip oldukları Filistin topraklarından kovar. Bunun üzerine İsrailoğulları arasından Talut isimli bir kişi İsrailoğulları’na kral olur ve İsrailoğulları’nı topraklarını geri almak için seferber eder. Talut’un ordusu bir nehirle imtihan edilir ve İsrailoğulları’nın büyük bir kısmı imtihanı geçemez. Pek az bir birlik ile Talut nehri geçer. Yanında Davut A.S. da vardır. Davut A.S. dev gibi bir adam olan Calut’u bir sapan taşı ile öldürür. Nitekim pek küçük inanmış bir kavim, kendilerinden çok daha üstün bir orduyu Allah’ın emri ile mağlub etmiştir.

Bu meselden Kuran-ı Kerim’de Bakara Suresinin 249. Ayetinde şu şekilde bahsedilmiştir. “Talut orduyla birlikte ayrılıp çıktığı vakit dedi ki: Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim de ondan tatmazsa şüphesiz ki bendendir. Eliyle bir avuç alanlar başka. Derken onlardan birazı müstesna olmak üzere hepsi de ondan içiverdiler. Talut ve beraberindeki mü’minler ırmağı geçtikleri vakit; bizim bugün Calut ve ordusuna karşı gücümüz yoktur, dediler. Mutlaka Allah’a kavuşacaklarını bilenlerse dediler ki: Nice az topluluk, Allah’ın izniyle pek çok topluluğu yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.”

Elbette ömrünü tefsir ilmine adamış mütefessirlere nazire edecek değilim ancak meselde geçen coğrafyada bugün için bir kez daha vaki olan Talut – Calut hikâyesinde, yüreklerimizi acıtan “Filistin Meselesinde”, Bakara Suresi’nin 249. Ayetindeki hikmete ihtiyacımız var.

İmtihana konu bu nehrin Ürdün Nehri olduğu rivayet edilir. Doğrusunu ancak Allah bilir fakat seferdeki bir ordunun susuzluğu karşısında, geri durulması, karşı konulması mümkün olmayan bu nehir, kıyasen dünya nimetleridir. Ondan fazlacasına tamah etmek, insanı beyhude meşgaleye, yılgınlığa, umutsuzluğa sevk eder. Gerçekten de dünya nimetlerine kapılan insan idealizmini, inancını, kalbindeki alevi kaybeder.  Öyle ki Talut ordusundakilere sudan kana kana içmeyi yasaklamış, o sudan içmeyenlerin ya da bir avuç kadarıyla yetinenin kendisinden olacağı yönünde hükmünü vermiştir. Kuranı Kerim’de geçen bu mesel, benim kendi düşüncemde bugün Filistin davasının metaforudur. Öyle ki kendini dünya nimetlerine kaptırmış ümmetin büyük bir kısmı bugün bu kavgada Filistin’i yalnız bırakmıştır.

Ancak…
Unutmamak lazım. Tarih sayıca az bir kavmin, Allah’ın izniyle kendilerinden kalabalık bir kavme galip geldiğini PEK ÇOK DEFA yazmıştır. Allah sabredenlerle beraberdir.