"Kanal İstanbul'dan Göcek Tüneli'ne" - Tamgun.netTamgun.net

23 Nisan 2021 - 05:24

“Kanal İstanbul’dan Göcek Tüneli’ne”

“Kanal İstanbul’dan Göcek Tüneli’ne”
Son Güncelleme :

03 Nisan 2021 - 13:30

37 views

Rusya’da 1917 yılında Çar’ın devrilmesi akabinde Lenin önderliğindeki SSCB aralarında Osmanlı’nın da bulunduğu müttefik devletlerle Brest-Litovsk anlaşmasını imzalayarak, Osmanlı’ya Artvin, Kars, Ardahan, Batum’u; Almanya’ya ise (bir kısmı oylama yapılmak kaydıyla) Doğu Polonya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Estonya, Litvanya, Letonya ve Finlandiya’yı vermiştir. Ancak başını Almanya’nın çektiği ittifak devletleri dünya savaşını kaybedince, SSCB mağluplarla yapılmış Brest Litovsk antlaşmasını geçersiz ilan etmiştir. Buradaki en hassas nokta da tam olarak budur. Devletlerarası anlaşmalar ne zaman bozulur? Taraflar arasında güç dengesi bozulup da taraflardan biri mevcut yeni koşullar altında diğerinden DAHA İYİ BİR ANTLAŞMA SÖKEBİLECEĞİNİ GÖZÜNE KESTİREBİLDİĞİNDE bozulur.

Bu bakımdan boğazlar konusunda Montrö’den daha iyi şartlarda bir antlaşma istiyorsak bu halde öncelikle o döneme kıyasla masada daha güçlü olacağımız şartları tesis etmeliyiz. Yani koşulları lehimize olacak şekilde değiştirmeliyiz.

Ne yapacağız?

Mesela dışarıdan gelecek sıcak paraya nasıl daha az duyarız buna kafa yormalıyız.

Dış politikada net kavgalara tutuştuğumuzda, bu tür hamlelere itirazı olmayacak ülkelerle ticari faaliyetlerimizi güçlendirmeliyiz. (Aynı anda herkesle kavga ederek bunu temin edemeyiz.)

Kutuplu dünyada aynı anda iki cepheyle de kötü ya da güvensiz ilişkiler içinde olmamalıyız. A karşısında yapacağımız hamleye B’nin, B’ye karşı yapılacak hamlede ise A’nın desteğini alabilecek durumda olmalıyız.

Öte yandan şu da unutulmamalıdır;

Kanal İstanbul açıldığında, kimse daha ekonomik olanı varken, daha pahalı olandan geçmez. (Boğaz’ı da kapatacak halimiz yok. Kapatabilecek gücümüz olsa zaten kanalı açalım diye uğraşmazdık). Kanal İstanbul sadece savaş gemileri ile ilgili tercihler bakımından Montrö’deki kuralların hülle ile dolanılmasını sağlar. Ancak güçlü değilsen Montrö karşısında yapacağın hülle de siyasi ekonomik sonuçlar doğuracaktır. Güçlüysen zaten Montrö ile bağlı değilim diyebilirsin. Hülleye gerek kalmaz.

“Yahu Emin Kardeşim anlayamadık bir örnekle açıklar mısın” diyorsanız şöyle özetleyeyim:

Devlet yaklaşık 20 yıl önce Muğla- Fethiye karayolu arasında Göcek rampasını bay-pas edecek bir tüneli ihaleye çıkardı. Tünel yapıldı, faaliyete geçti. Daha sonra halktan gelen baskı ve talep üzerine, gelişen devlet gücünün de desteği ile devletimiz bu tünel yanına duble yol mantığına uygun olarak ikinci bir tünel yaptı. Vatandaş bu tünelden bedava geçecekti. Çünkü sözleşmeye konu tünel, şirketin yaptığı tüneldi ve yeni yapılan tünel netice itibariyle sözleşmenin kapsamı içinde değildi. Ancak şirket hülleyi gördü ve işe hukuken müdahale etti. Çünkü ikinci bir tünel mevcut sözleşmenin ihlali anlamına gelmekte ve şirkete vaat edilen gelirin düşmesine neden olmaktaydı. Sonuç itibariyle şirket hukuken haklı olduğunu ortaya koyabildiği için bugün bizler devletin yaptığı tüneli de kullansak ihaleci şirkete para ödemeye devam ediyoruz. Çünkü şartlar değişmedi. Çünkü Türkiye bir hukuk devleti olduğu müddetçe devlet imzaladığı sözleşme ile bağlı. ikinci tünel sözleşmeyi askıya almaya yetmedi. Bu bahisle Brest-Litovsk anlaşmasından, Göcek tüneli ihalesine uzanan misallerle Montrö sözleşmesi – kanal İstanbul arasındaki ilişki ve ileride ortaya çıkabilecek olası sinerjiyi izah etmeye çalıştım.

İşin özeti şudur ki her şeyin kolayına kaçan bir millet olduk. Bu özelde de, genelde de çok fark arz etmiyor. Bütün paramızı dijital paralara yatırarak zenginlik hayali kurmakla; açılacak bir kanal üstünden ülkenin güce ve refaha kavuşacağını ummak aynı kolaycılığın neticesidir. Hal bu ki her ikisini temin etmek için yapılacak şeyler aynı. Çalışmak, adil olmak, gerçekçi olmak…