MEKTUP YAZARDIK… - Tamgun.netTamgun.net

23 Nisan 2021 - 04:14

MEKTUP YAZARDIK…

MEKTUP YAZARDIK…
Son Güncelleme :

30 Mart 2021 - 19:33

33 views

Risale-i mevkutelerin az okunduğu, çokça kelimenin sokaklara boca edilip, klavyelerin ağladığı tuhaf zamanlardayız. Bir dergi sayfasında iki satır ahkam keserek, hüküm sürmek derdinde değiliz! Yaz dediler, yazıyoruz. Yazmak başlı başına güçlü ve zorlu bir eylem. Ciddiyeti var, onuru var ama yüzünüzün kızarması ihtimali de var.

Haydi  bismillah o zaman:

 Bilge insan Aliya İzzet Begoviç  Tarihe Tanıklığım isimli kitabında;  konuşmalarına besmele ile başlamasını iki nedene bağlıyor. Allah’tan samimi bir şekilde yardım dilemek ve muhalif ruhunu diri tutmak için.(….) Demek ki neymiş; besmele bir duruş, düşünüş ve yaşayış biçimi imiş! Giriş, başlangıç, niyet yani.. Yani, temiz akıl sahibi olanların yürüyüşüne yoldaş..

Her gün her şeyi durmadan tüketiyoruz. Aşklarımızı, arzularımızı, hayallerimizi.. Ve eskitiyoruz. Eskimeyen yenilerimiz vardı bizim. Hayallerimiz, adetlerimiz. . Her dem elimizin altında olan,  alışkanlıklarımız davranışlarımız..

Eşyaların bile dili vardı eskiden. Duvarların, resimlerin, kapıların, çeşmelerin, camilerin, köprülerin. . Pulluğun, sabanın..Yavukluya verilen mendilin, çorabın, kınanın. Hasılı her şeyin bir dili vardı eskiden. Dilini kaybetmiş bir topluluk elbette her şeyini kaybeder. En önemlisi merhabalarımız vardı bizim.Mektup yazardık birbirimize..

“…Ne kadar küçük şeyler için ağlardık…bir tutam saç, bir oyuncak araba, bir bebek… şimdi büyüdük…çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri…ölümler flaşlar, savaşlar… şimdi daha mı güçlüyüz? yoksa daha mı alışkın.!? Hayatı öğrenmek, alışmak mı acaba?yoksa eskimeyen bir şeyler mi var bu satırların arasına sıkışan? mesela “hayırlı günler” gibisinden…hayırlı günler üstad!!! selam ederim!! ve dahi dua, dua isterim! değil mi ki dua bir kul, dua bir gül..”

Şimdi bunların yerine; İmajları olan, ruhları kayıp-özsüz eşyalar edindik.

“Atlar dost, arabalar imaj..!”

Asırlık düşünmekten vazgeçtik..Bizi sadece ertesi günü düşünmeye zorlayan bir dünyada yaşıyoruz. Eskimeyen yenileri üretebilenlerin ayakta kalabileceğine dair inancımızı muhafaza etmek istiyoruz.”

Bu kadar eskiye özlemle ne kafdağının ardına varabiliriz, ne de simurg kuşlarını anlayabiliriz. Zaten “ eskici ” bizden gideli hani oldu.

Yüzeysel bir yaklaşımla ‘insanlar aç kalınca yemeyi, üşüyünce giyinmeyi, canları sıkılınca arkadaşlığı, komşuluğu buldular v.s’ gibi üstünkörü insan tahlilleri yaparak bugünlere geldik.

Kişiye has mektup yazmak kolaydı, şimdilerde unutsak da.. Oysa  mektup, mekteptir. Okutur, öğretir, işletir.. İnsanı inşa eder. İnsan, her şeyin başı ama hangi insan;

 iradesi mengeneye alınmış, kendi öz vatanından sürülmüş , önüne binlerce ‘tanrı’ konulmuş ve fakat ve inatla Allah’tan uzaklaştırılmaya çalışılmış insan.. Bu manzaradan ne kişi/lik, ne şahsiyet doğar ne de liberallerin bize ucuza sattığı birey/cilik..

Senai Demirci ”Sular da sızlar mı? Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mı?”  demiş, yıllar önce.  Belki suyun acısını ateş dindirir !

 Ancak;

Ateş bazen çay da demler,

hep yürek yakacak değil ya !..

Yinelersek; “Atlar dost, arabalar imaj..!”